Yapabileceklerimizin Sınırı
Ve evet yaz da bitti. Sonbahar tüm ağırlığıyla çöktü. Mevsimler geçerken insan hem sarsılıyor, hem de kendi benliğinde yeni yansımalar keşfediyor. Zaten hayat da bir keşiften ibaret değil mi? Her yeni keşifle insan daha çok canlanıyor. Ama asıl sorgulanması gereken şey şu yapabileceklerimizin sınırını ne belirliyor? Kendimiz mi çevremiz mi?
Aylar önce 10 yıldır yurtdışında olan yabancı bir arkadaşımla görüştük. Ve seneler geçmesine rağmen halen yaptığım şeyleri bırakmadığım için beni tebrik etti. Belki de yapabileceklerimizin sınırını belirleyen şey onların devamlılığıdır. Hiç usanmadan bıkmadan inandığımız şeyleri beslemeye devam etmektir belki işin özü. Küçükken, en masum halimizle kurduğumuz hayalleri hatırlayarak yaşamaktır. Sonuna kadar kendin olma deneyimini tatmaktır. Kaçımız bunu becerebiliyor bilmiyorum.
Hayatın kaosu içinde, belirsizliği içinde öğrenecek çok şey de var. Ama öğrendiklerimiz bizi kendi benliğimizden uzaklaştırıyorsa, hayal kırıklıklarına sürüklüyorsa ve kendi yolumuzdan yürümekten bizi alıkoyuyorsa yeterince cesur değiliz demektir. Kendin olma cesareti de belki en zoru. Çünkü kendini ve yapabileceklerinin sınırını keşfetmekten geçiyor. Ve yaşadığımız bu hayat mekanizması içerisinde insanı kendinden şüpheye düşürecek çok dış etken var. Bunlarla mücadele etmenin en iyi yolu da kendini keşfetmiş birine dönüşmek. Neyi en iyi yaptığını, neyde en kötü olduğunu bilirse insan daha büyük bir cesarete ve bilince sahip oluyor. Bunun için de elbetteki deneyimler, yazılarımda da söylediğim gibi bize ayna olacak kişiler çok önemli.
Yapabileceklerimizin sınırını keşfettiğimiz güzel günlere. Neşe ve sevgiyle kalın!
Yorumlar
Yorum Gönder